İçeriğe geç
Türkiye'nin Seyahat Sitesi
Adrasan’da gezilecek yerler
Seyahat Rehberi

Adrasan’da gezilecek yerler

Adrasan, tertemiz denizi ve çam ormanları ile Akdeniz huzuru arayanların ilk tercihlerinden. Adrasan’ın gezilecek yerlerini keşfetmek için tıkla!

8 dk okuma Akdeniz
Paylaş
İçindekiler
  1. 11. Papaz Koyu (Papaz İskelesi)
  2. 12. Hurmalık Koyu
  3. 13. Karaöz Sahili
  4. 14. Sazak Koyu
  5. 15. Gelidonya Feneri
  6. 16. Musa Dağı
  7. 17. Olimpos Antik Kenti
  8. 18. Olimpos Plajı
  9. 19. Çıralı Plajı
  10. 20. Yanartaş (Chimaera)

11. Papaz Koyu (Papaz İskelesi)

papaz koyu görünümü

Adrasan ile Karaöz arasında uzanan Papaz Koyu, çam ormanlarının denize kadar uzandığı bir vadinin kucağında korunaklı bir kaçış noktası sunuyor. Adrasan’dan araçla 15 dakikalık yolculukla ulaşabileceğin koy, ismini geçmişte din görevlilerinin dinlenme yeri olarak kullanılmasından alıyor. Papaz Koyu’nun etrafı, yüksek tepeler ve çam ormanlarıyla çevrili olduğu için rüzgâra karşı korunaklı. Kıyıdaki piknik alanları ve ağaçların sunduğu doğal gölgelikler ise burayı sıcak yaz günlerinde ferahlamak isteyen doğa tutkunlarının ilk tercihi yapıyor.

Papaz Koyu, deniz keyfi ve orman içi kamp imkânını bir arada sunuyor. Sahildeki küçük iskelesi ve kristal berraklığındaki sığ sularda şnorkelli dalışlar yaparak su altı kaya oluşumlarını keşfedebilirsin. Likya Yolu üzerinde stratejik bir durak olan Papaz Koyu, sırt çantalı gezginler arasında da çok popüler. Sadece dalga sesleri eşliğinde ruhunu dinlendireceğin Papaz Koyu, Adrasan’ın popüler rotalarından farklı bir alternatif arayanlar için güzel bir seçenek.

Konum Linki

12. Hurmalık Koyu

Hurmalık Koyu görünümü

Adrasan ile Karaöz arasında saklanan başka bir huzurlu nokta da olan Hurmalık Koyu, Likya Yolu üzerindeki en bakir duraklardan. Adını kıyısındaki doğal dokusuna egzotik bir hava katan yabani hurma ağaçlarından alan koy, el değmemiş doğası ile dikkat çekiyor. Dik yamaçların ve sık çam ormanlarının çevrelediği koy, ulaşımın zor olması sayesinde kitle turizminin gürültüsünden tamamen arınmış. Koyun denizinin kristal berraklığı ve turkuazdan laciverte dönen renk paleti, dalış meraklıları için adeta doğal bir akvaryum yaratıyor.

Hurmalık Koyu’nun en büyüleyici yanlarından biri de hem macera hem de huzur arayanlara hitap edebilmesi. Koy, ayrıca Likya Yolu rotasında yürüyen gezginlerin yorgunluk attığı bir dinlenme noktası. Denizden tekneyle gelen misafirlerine de koy, Akdeniz’in en saf halini sunuyor. Burası sadece yüzmek için değil, doğanın sessizliğini dinlemek ve yıldızların altında kamp kurmak isteyenler için de güzel bir sığınak.

Konum Linki

13. Karaöz Sahili

Karaöz Sahili güneşli günde görünümü

Adrasan’ın yaz kalabalığından uzaklaşmak isteyenlerin sığındığı Karaöz sahili, yerel dokusunu korumayı başarmış özel yerlerden. Adrasan’a yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki bu küçük balıkçı kasabası tadındaki sahil, masmavi denizi ve kıyıya kadar uzanan çam ormanları ile keşfedilmeye değer. Karaöz’ün denizi genellikle dalgasız olduğu için çocuklu aileler için de oldukça konforlu. Modern tatil beldelerinin aksine sadeliğin ön planda olduğu Karaöz, doğayla baş başa kalmak isteyenler için gerçek bir huzur merkezi sunuyor.

Karaöz sahili, aynı zamanda Likya Yolu’nun en ikonik duraklarından biri olan Gelidonya Feneri’ne giden yolun başlangıç noktası. Sahil şeridi boyunca sıralanan küçük pansiyonlar ve yerel işletmeler, bölgenin o samimi atmosferini yaşatıyor. Hem kampçılar hem de karavan tutkunları için geniş alanlar sunan bu bakir sahil, Adrasan seyahatinde bölgenin doğal güzelliklerini keşfetmek için mutlaka rotana eklemen gereken gizli bir hazine.

Konum Linki

14. Sazak Koyu

sazak koyu havadan görünümü

Karaöz ile Gelidonya Feneri yolu üzerinde keşfedebileceğin Sazak Koyu, dik yamaçların arasında gizlenen huzurlu bir köşe. “Balayı Koyu” olarak da bilinen koy, geniş kumsalı ve ormanın içlerine kadar ilerleyen düzlükleri ile kamp yapmak için ideal. Sazak Koyu’nun berrak denizinde yüzerken suyun içindeki balık sürülerini bile çok net görebilirsin. Çevresindeki yoğun bitki örtüsü sayesinde sert rüzgârlardan da korunan Sazak Koyu, bölgede teknelerin gecelemek için en çok tercih ettiği, dalgasız ve güvenli duraklardan biri.

Sazak Koyu’nu diğer koylardan ayıran en belirgin özellik ise el değmemiş vahşi doğası ile masmavi denizin yarattığı kusursuz kontrast. Koyun arkasındaki yemyeşil ağaçları, sahil ile birleşerek egzotik bir atmosfer yaratıyor. Koyda herhangi bir yapılaşma bulunmaması da modern dünyanın gürültüsünden tamamen kopmanı sağlayacak. Burada gün boyunca tertemiz sularda şnorkelle dalışlar yapabilir, akşam ise ormandan gelen kuş sesleri eşliğinde güneşin batışını izleyebilirsin.

Konum Linki

15. Gelidonya Feneri

Gelidonya Feneri görünümü

Antalya ve Akdeniz’in en ikonik sembollerinden olan Gelidonya Feneri (Taşlık Burnu Feneri), deniz seviyesinden 227 metre yükseklik ile Türkiye’nin en yüksek konumlu deniz fenerlerinden biri. Bu efsanevi fenere Adrasan’dan başlayan ve çam kokulu dik bir patikadan yaklaşık 45 dakikada ulaşabilirsin. 1936 yılından beri denizcilere yol gösteren fenerin hemen önündeki Beş Adalar manzarası, masmavi Akdeniz’in sonsuzluğuyla birleşerek adeta dünyanın ucundaymış hissi veriyor. Likya Yolu’nun da en özel duraklarından olan Gelidonya Feneri, doğanın vahşi güzelliği ile tarihin buluştuğu eşsiz bir nokta.

Gelidonya Feneri’ne gitmek için en ideal zamanlar ise gökyüzünün turuncu ve kızıl tonlara büründüğü gün batımı saatleri. Patikaları süsleyen asırlık çam ağaçları ve bölgenin kendine has bitki örtüsü, akşam saatlerinde fotoğraf tutkunları için her adımda farklı bir kompozisyon yaratıyor. Fenerin bulunduğu noktadan izleyeceğin panoramik manzara ise buranın neden Türkiye’nin en iyi manzaralı yürüyüş rotalarından biri seçildiğinin kanıtı.

Konum Linki

16. Musa Dağı

Musa Dağı ve plajın görünümü

Musa Dağı, Adrasan ile Olimpos’un o meşhur koylarını birbirinden ayıran heybetli bir duvar gibi yükseliyor. Görkemli dağ, doğa yürüyüşçüleri ve macera tutkunları için en etkileyici rotalardan. Likya Yolu’nun en keyifli etaplarından birine de ev sahipliği yapan Musa Dağı, tırmanış boyunca her adımda değişen bitki örtüsü ve tertemiz bir dağ havası sunuyor. Sık çam ormanlarının arasından zirveye çıkarken karşına devasa asırlık ağaçları ve endemik bitki türleri çıkacak. Burada Adrasan’ın o nemli sahil havasından uzaklaşıp, dağın serinliğinde bölgenin vahşi doğasını görebilirsin. Musa Dağı’na tırmanırken, kuru çam iğnelerinin hışırtısı ve taze kekik kokusu, sana aradığın huzuru verecek.

Zirveye yaklaştığında ise Musa Dağı, sana sadece eşsiz bir manzara değil, aynı zamanda gizemli bir tarih de sunacak. Dağın yüksek yamaçlarında, “Phoinix” olarak adlandırılan antik yerleşimin kalıntılarından kalan sarnıçlar ve yapı temelleri bulacaksın. Zirve noktasında ise bir yanında Adrasan’ın hilal şeklindeki koyu, diğer yanında ise Olimpos’un yemyeşil vadisi ile Akdeniz’i kuş bakışı izleyebilirsin.

Konum Linki

Yazar Notu: Rota boyunca kayalar üzerindeki kırmızı-beyaz işaretleri takip etmek hayati önem taşıyor. Özellikle bitki örtüsünün fazla olduğu yerlerde işaretleri kaybetmemek için dikkatli olmak gerekiyor. Bir GPS uygulaması (Wikiloc gibi) kullanabilirsin.

17. Olimpos Antik Kenti

Olimpos Antik Kenti görünümü

Olimpos Antik Kenti, Adrasan’ın yanı başındaki çam ormanlarının denizle kucaklaştığı bir vadide gizleniyor. Olimpos, tarih ve doğanın iç içe geçtiği nadir yerlerden biri. M.Ö. 2. yüzyılda Likya Birliği’nin önemli liman kentlerinden biri olarak kurulan Olimpos, ortasından geçen Akçay (Olimpos Çayı) ile ikiye bölünüyor. Nehrin her iki yanına yayılan antik hamamlar, tiyatro, bazilika ve görkemli kaya mezarları ise mistik bir atmosfer yaratıyor. Antik kentin içinde yürürken karşına çıkacak Kaptan Eudomos’un lahti gibi kalıntılar, bölgenin bir dönem korsanların egemenliğinde geçen hareketli denizcilik tarihini yansıtıyor.

Olimpos’u diğer antik kentlerden ayıran en önemli özellik ise müze alanının doğrudan sahil ile birleşiyor olması. Antik kalıntıların arasından geçerek ulaşabileceğin Olimpos Plajı, antik limanın günümüze ulaşan doğal uzantısı. Binlerce yıllık tapınak kapılarının ve Roma dönemi duvarlarının gölgesinde yürüyüp, ardından kendini Akdeniz’in serin sularına bırakabilirsin. Arkeoloji ve doğa tutkunları için benzersiz bir rota sunan Olimpos Antik Kenti, bozulmamış dokusu ile Adrasan seyahatinin en güzel durakları arasında.

Konum Linki

18. Olimpos Plajı

Olimpos Plajı havadan görünümü

Olimpos Antik Kenti’nin gölgesinde uzanan Olimpos Plajı, tarih ile denizi birleştiriyor. Antik kentin kalıntıları arasından geçerek ulaşacağın plaj, modern tesislerin giremediği nadir koruma alanlarından biri. İnce çakıllı yapısı ve dağlardan gelen kaynak suları ile beslenen serin deniz, özellikle yaz sıcağında ferahlamak isteyenler için ideal. Denizin kristal berraklığı ise suyun altındaki kayalık oluşumları ve balıkları izlemek isteyen deniz tutkunlarına adeta doğal bir akvaryum sunuyor.

Olimpos Plajı’nın en belirgin özellikleri ise çevresini saran devasa kaya kütleleri ve yemyeşil orman dokusu. Sahilin bir ucunda antik limanın kalıntıları yükselirken, diğer ucu ise komşu Çıralı Plajı ile birleşerek kilometrelerce uzanan bir özgürlük alanı yaratıyor. Akşam saatlerine doğru dağların arkasına çekilen güneşle birlikte plajda oluşan mistik ışık oyunları da burayı fotoğraf tutkunları için güzel bir yer yapıyor.

Konum Linki

19. Çıralı Plajı

Çıralı plajı havadan görünümü

Olimpos ile komşu Çıralı Plajı, yaklaşık 4 kilometre uzunluğundaki geniş sahili ve bozulmamış doğal dokusu ile bölgenin en huzurlu yerlerinden. Bey Dağları’nın heybetli gölgesinde uzanan plaj, ince çakıl ve kum karışımı yapısı ile hem yürüyüş yapmak isteyenler için de uygun. Çıralı’yı diğer plajlardan ayıran en önemli özellik ise dünya genelinde koruma altında olan “Caretta Caretta” deniz kaplumbağalarının en önemli yumurtlama alanlarından biri olması.

Çıralı Plajı’nın hemen arkasındaki meyve bahçeleri ve butik pansiyonlar, Çıralı’nın o meşhur köy havasını korumasını sağlıyor. Sakin ve cam gibi berrak deniziyle de ünlü Çıralı, sabahın ilk ışıklarında denizin içinden doğan güneşi izlemek isteyenlerin de favori noktası. Çıralı Plajı’nın bir ucu Olimpos Antik Kenti’ne bağlanırken, diğer ucu ise efsanevi Yanartaş’ın eteklerine kadar uzanıyor.

Konum Linki

20. Yanartaş (Chimaera)

dağdan yeraltından çıkan ateş Yanartaş

Adrasan çevresindeki en gizemli yerlerinden olan Yanartaş (Chimaera), deniz seviyesinden yaklaşık 230 metre yükseklikte yer alıyor. Yanartaş, binlerce yıldır sönmeyen ateşleri ile ünlü. Kayaların arasından kendiliğinden çıkan metan gazının oksijenle teması sonucu oluşan bu doğal alevler, antik çağlarda denizcilere yol gösteriyordu. Mitolojiye göre ise bu sönmeyen alevler, kanatlı at Pegasus’un binicisi Bellerophontes tarafından yerin yedi kat dibine gömülen, ağzından ateş püskürten canavar Chimaera’nın öfkesini yansıtıyor. 

Yanartaş’a ulaşmak için yaklaşık yarım saatlik, taşlık ve hafif eğimli bir patikadan geçmek gerekiyor. Zirveye ulaşıldığında karşılaşacağın manzara ise tüm yorgunluğu unutturacak güzellikte. Özellikle akşam veya gece saatlerinde tırmanış yaparsan, zifiri karanlığın içinde kayaların arasından dans ederek yükselen alevlerin yarattığı mistik atmosferi daha iyi izleyebilirsin. Alevlerin hemen yanındaki antik tapınak kalıntıları ve Bizans dönemi kilisesinin izleri de Yanartaş’ın tarih boyunca kutsal bir alan olarak kabul edildiğini gösteriyor.

Konum Linki

Yol yorgunluğunu atmak için lezzetli bir mola vermek istersen, Antalya’nın neyi meşhur? yazımızı inceleyebilir, birbirinden lezzetli yemekleri yerinde deneyebilirsin.

Kaynak: enuygun.com

Etiketler
Bu yazıyı paylaşın
Yazar uczbilet

Gezilecek yerler, ulaşım ve uygun uçak bileti üzerine yazıyor.

Ziyaretçi Yorumları (0)

Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yap

Your email address will not be published. Required fields are marked *