İçindekiler
11. Kubad-Abad Sarayı
Kubad-Abad Sarayı, Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubad’ın yazlık konutu olarak yaptırdığı bir saray kompleksi. Saray, Beyşehir Gölü’nün güneybatı kıyısında, Konya’nın batısında yer alıyor. Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan bu saray, 1980 yılından beri süren kazı çalışmalarıyla gün yüzüne çıkartılıyor. Sarayın en dikkat çekici bölümü, duvarlarında bulunan renkli çini panoları. Bu panolarda hayvan, bitki ve geometrik motifler yanında, av sahneleri, müzik aletleri ve dans eden insanlar da resmedildiği için oldukça önemli. Çinilerin renkleri ve desenleri çok canlı ve zengin olması da dikkat çekiyor. Sarayın çinileri, Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden sayılıyor. Sarayın diğer bölümleri arasında hamam, mescit, mutfak, atölye ve depolar bulunuyor. Yapının etrafında da bahçeler, havuzlar ve su kanalları yer alıyor. Sarayın yapımında taş, tuğla, ahşap ve kireç kullanıldığı görülebiliyor.
Sarayın planı ve mimarisi hakkında tam bir bilgiye sahip olunmasa da kazılarda ortaya çıkan buluntular bize sarayın görkemli ve ihtişamlı olduğunu gösteriyor. Kubad-Abad Sarayı, Selçuklu tarihi ve kültürüne ışık tutan bir yer. Burayı ziyaret ederek sarayda yaşayan insanların nasıl giyindiklerini, ne yediklerini, ne eğlendiklerini ve nasıl ibadet ettiklerini öğrenebilme şansın bulunuyor. Bu nedenle Beyşehir’de gezilecek yerler listene bu yapıyı da ekleyebilirsin.
12. Atlıkaya Kabartması

Beyşehir’de görülmesi gereken tarihi ve kültürel bir zenginlik olan Atlıkaya Kabartması, Fasıllar köyünde bulunuyor. Bu kabartma, Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait bir anıt mezarın parçası olarak kabul ediliyor. Kabartmanın yanında, genç yaşta ölen Lukuyanus adlı bir kişiye ait bir kitabe de yer alıyor. Atlıkaya Kabartması, yüksekliği 10 metre olan dik bir kayanın üzerine oyulmuş 1.85 metre boyunda bir at figüründen oluşuyor. Atın başı sağa dönük ve kulakları dik duruyor. Atın üzerinde ise hiçbir süs veya sembol bulunmuyor. Bu kabartma, Roma sanatının özelliklerini yansıtıyor. Kitabe ise kayanın sağ tarafında, zeminden beş metre yükseklikte bulunuyor. Kitabe, Lukuyanus’un babası tarafından oğlunun hatırasını yaşatmak için yazılmış. Kitabede, Lukuyanus’un nasıl öldüğü ve ne kadar sevildiği anlatılıyor.
Kitabe, Latince yazılmış ve Türkçeye çevrilmiş. Atlıkaya Kabartması ve kitabesi, Beyşehir’in tarihini ve kültürünü tanımak için önemli bir kaynak oluşturuyor. Bu eserleri görmek için Beyşehir merkezden Fasıllar köyüne giden yolu takip etmen yeterli. Atlıkaya Kabartması, seni hem etkileyecek hem de bilgilendirecek bir yer.
13. Fasıllar Köyü Anıtı

Fasıllar Köyü Anıtı, Fasıllar Mahallesi’nde bulunuyor. Hititler’in Mistia kenti kalıntılarının yanında, sırt üstü yatmış bir dev kayayı andırıyor. Ama bu kaya sadece bir kaya değil, aynı zamanda dünyanın en büyük kaya anıtlarından biri. Bu anıtın boyutları seni şaşırtacak. Yaklaşık 72 ton ağırlığında olan bu dev kayanın bir yüzüne, Hitit sanatının özelliklerini taşıyan kabartmalar oyulmuş. Kabartmalarda, bir aslan, bir boğa, bir geyik ve bir kurt başı görüebilirsin. Ayrıca, anıtın üzerinde Hitit hiyeroglifleri de var. Bu yazılar, anıtın kimin için yapıldığını ve ne anlama geldiğini anlatıyor. Fasıllar Köyü Anıtı, aslında bir mezar taşı.
Anıtın altında, Hitit kralının oğlu olan Piyama-Kurunta’nın mezar odası bulunuyor. Piyama-Kurunta, genç yaşta öldüğü için, babası onun için bu anıtı yaptırmış. Anıtın şekli, Piyama-Kurunta’nın doğumundan önce annesinin rüyasında gördüğü bir kurt beşiğini simgeliyor. Bu anıt, 3 bin 500 yıl önce dikilmiş ancak zaman içerisinde devrildiği için günümüzdeki pozisyonu almışs. Günümüzde yerde yatar vaziyette duruyor. Bu durum, anıtın korunmasını ve ziyaret edilmesini zorlaştırıyor. Bazı uzmanlar ve yerel halk, anıtın ayağa kaldırılmasını ve daha iyi tanıtılmasını istiyor. Fasıllar Köyü Anıtı’nı görmek istersen, Beyşehir’e gelip bu tarihi eseri yakından inceleyebilirsin.
14. Kız Kalesi ve Adası

Beyşehir Gölü’nde bir ada üzerinde yükselen Kız Kalesi, Anadolu Selçuklularının yazlık başkenti Kubadabad’ın haremliği ve tersanesi olarak kullanıldı. Kalenin adı, çeşitli efsanelere dayanıyor. Bunlardan birine göre, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat, kızını çok seven ve onu herkesten saklayan bir baba. Bir gün, kızını görmeye gelen bir şehzade, ona aşık olur ve evlenmek istiyor. Ancak Sultan, kızını vermek istemez ve onu göldeki adaya gönderir. Şehzade ise pes etmez ve kızı kaçırmak için adaya yelken açar. Fakat tam adaya yaklaşırken, gölde büyük bir fırtına kopar ve şehzade ile kız boğulur. Böylece, ada ve kale Kız Kalesi olarak anılmaya başlar. Kız Kalesi, sadece tarihi değil, doğal güzelliğiyle de ilgi çekiyor. Adanın etrafında yüzlerce kuş türü yaşıyor. Manyas Kuş Cenneti’nden sonra Türkiye’nin ikinci kuş cenneti olan ada, kuş gözlemcileri için ideal bir yer. Adada ayrıca harçlı duvar yıkıntıları, sur ve saray kalıntıları da bulunmaktadır. Bu kalıntılar, Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyor. Kız Kalesi ve Adası, Beyşehir’in en önemli turistik yerlerinden birisi. Buraya gelerek hem tarihi hem de doğal güzellikleri keşfedebilirsin. Adanın etrafında tekne gezileri yapabilir, kuş sesleriyle huzur bulabilirsin.
15. Karagöl

Karagöl, Anamas Dağları’nın eteklerinde, Beyşehir’in Kurucuova Kasabası’na 15 km uzaklıkta, 2500 metre yükseklikte bir krater gölü. Adını, batı yakasındaki sarp kayalıklarda yaz kış kar ve buz bulunmasından alıyor. Bu kar ve buz, güneşin ışığıyla gölün üzerinde muhteşem bir renk cümbüşü oluşturuyor. Karagöl, son dönemlerde doğa tutkunlarının ve fotoğrafçıların uğrak noktası haline geldi. Gölün çevresinde yürüyüş yapabilir, çadır kurabilir, piknik yapabilir veya gölde balık tutabilirsin. Gölün suyu çok berrak ve temiz olması öne çıkıyor. Eğer balıkçılığa meraklıysan gölde yaşayan alabalık, sazan ve kerevit gibi balıkları yakalayabilme şansın var. Karagöl’e gitmek için Beyşehir’den Kurucuova Mahallesi’ne giden minibüsleri kullanabilirsin.
16. Karaburun Plajı

Beyşehir Karaburun Plajı, Beyşehir Gölü’nün kıyısında yer alan bir plaj. Burası, yeşil ile mavinin iç içe olduğu, doğa ile barışık bir tatil yapmak isteyenler için ideal bir yer. Karaburun Plajı’nda, kumlu ve geniş bir sahil şeridi bulunuyor. Burada güneşlenmek, yüzmek, su sporları yapmak veya kumdan kaleler yapmak mümkün. Plajın suyu sığ ve temiz olmasının yanı sıra belirli saatlerde cankurtaran hizmeti de bulunması ile öne çıkıyor. Karaburun Plajı’nda sadece deniz ve kum değil, aynı zamanda piknik ve kamp yapma imkanı da bulabilirsin.
Plajın çevresinde, göl manzaralı çadır alanları, elektrik, tuvalet, duş ve gıda ihtiyaçlarını karşılayabileceğin işletmeler mevcut. Burada doğanın sesini dinleyerek, yıldızları seyrederek veya ateş başında sohbet ederek keyifli vakit geçirebilirsin. Karaburun Plajı, hem doğal hem de tarihi güzellikleri bir arada sunan bir yer. Buraya gelerek hem dinlenebilir hem de eğlenebilirsin. Karaburun Plajı’na nasıl gideceğini merak ediyorsan, Beyşehir ilçe merkezinden ulaşabilirsin.
17. Kale Kapısı

Kale Kapısı, Selçuklu Devleti zamanında Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılan ve Süleymanşehir adı verilen şehrin doğu girişini koruyan bir kapı olarak biliniyor. Kale Kapısı, 1288-1290 yılları arasında inşa edildi ve üzerinde üç adet kitabe bulunuyor. Bu kitabelerden biri Eşrefoğulları’na, diğer ikisi ise kaleyi tamir ettiren IV. Murat’a ait. Kale Kapısı’nı yakından görmek için İlçe Tarım Müdürlüğü’nün bahçesine gidebilirsin. Burada kapının ve surların bir kısmını görebilirsin. Kapının yüksekliği 7 metre ve sağlam bir şekilde ayakta duruyor. Kale Kapısı, Selçuklu mimarisinin güzel bir örneğidir ve Beyşehir’in tarihine tanıklık ediyor. Kale Kapısı’ndan sonra Beyşehir Gölü’ne doğru yürüyebilirsin. Gölün kıyısında Kız Kalesi ve Adası’nı görebilirsin. Beyşehir’de Kale Kapısı ve Kız Kalesi gibi daha birçok tarihi ve doğal güzellik bulunmaktadır. Bu güzellikleri keşfetmek için Beyşehir’e gelmen gerekiyor.
18. İsmailağa Medresesi

İsmailağa Medresesi, yerleşim biriminin en ünlü eserlerinden olan Eşrefoğlu Camii’nin hemen yanında, taş bir yapı olarak dikkat çekiyor. İsmailağa Medresesi, Anadolu’da İlhanlılar döneminde yapılmış bölgenin en eski medreselerden biri. İlk olarak Seyfettin Süleyman Halil Bey tarafından yaptırıldığı ve sonra da Büyük Emir İsmail Ağa tarafından onarıldığı biliniyor. İsmail Ağa, Beyşehir’de ve çevresinde birçok hayır eseri bırakmış bir kişi olması ile öne çıkıyor. Medresenin karşısında da onun türbesi bulunuyor. Burası da Süt Dede Türbesi olarak biliniyor. İsmailağa Medresesi’ni ziyaret ettiğinde, kesme taşla yapılmış kapısını, avlusunu, revaklarını ve hücrelerini görebilirsin. Medresenin mimarisi ve süslemeleri çok ilginç ve güzel.
Medrese, eskiden ilim öğrenen ve öğreten öğrencilerin ve hocaların bulunduğu bir yerdi. Şimdi ise kültür merkezi olarak kullanılıyor. Burada sergiler, konferanslar, kurslar ve etkinlikler düzenleniyor. Medrese, Beyşehir’in tarihini, kültürünü ve sanatını yaşatan bir mekan. İsmailağa Medresesi’ni gördükten sonra, Beyşehir’in diğer güzelliklerine odaklanabilirsin.
19. Anamas Dağları

Anamas Dağları, Beyşehir’in doğal güzelliklerinden biri. Batı Toroslar’ın bir parçası olan bu dağlar, Beyşehir Gölü’nü kuzeyden ve batıdan sarıyor. Burada hem göl hem de dağ manzarası seni bekliyor. Anamas Dağları’nda kamp yapabilir, doğa yürüyüşleri yapabilir, yaban hayatını gözlemleyebilirsin. Dağların eteklerindeki köylerde ise geleneksel yaşamı tanıyabilir, yöresel lezzetleri tadabilirsin. Anamas Dağları’nın en yüksek noktası 2110 metre. Bu dağın bir hikayesi de var. Rivayete göre, burada yaşayan bir çobanın kızı, bir yabancıya aşık olur. Ancak babası buna izin vermez ve kızını dağa götürür. Kız, sevgilisine kavuşmak için dağdan atlar ve ölür. Sevgilisi de onun ardından atlar ve ölür. Bu yüzden bu dağa Anamas Dağı denir.
Anamas, “ana masal” yani “anne masalı” anlamına gelir. Anamas Dağları, Torosların uzantısı olduğu için bitki örtüsü çok zengin. Burada çam, meşe, ardıç gibi ağaçlarla birlikte kekik, adaçayı, nane gibi otlar da yetişiyor. Dağların yamaçlarında ise elma, armut, erik gibi meyve bahçeleri görülebilir. Anamas Dağları’nın Beyşehir sınırları içerisinde görülebilir alanlarından birisi de Karagöl. Bu göl, bir krater gölü ve suyu çok berrak. Karagöl’ün etrafında piknik yapabilir, balık tutabilirsin. Anamas Dağları, Beyşehir’e yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta. Buraya ulaşmak için Beyşehir’den kalkan minibüsleri kullanabilirsin.
20. Demirli Mescid

Beyşehir’de tarihi ve kültürel bir gezi yapmak istiyorsan, mutlaka Demirli Mescid’i de ziyaret etmelisin. Bu mescit, Eşrefoğlu Camii’nin batısında, dar sokakların arasında gizli bir hazine gibi. Küçük ama şirin bir yapı olan Demirli Mescid, adını pencerelerindeki demir şebekelerden alıyor. Bu demir şebekeler, mescidin mimari özelliğini ve estetiğini artırıyor. Demirli Mescid, 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları döneminde inşa edildi. Mescidin içi ahşap tavanlı ve duvarlarında geometrik motifler bulunuyor. Mescidin mihrabı da sade ve zarif bir şekilde işlendiği görülebiliyor. Mescidin kapısı batı cephesinde konumlanıyor ve üzerinde Selçuklu sanatının izlerini taşıyan bir kitabe bulunuyor. Kitabede mescidin yaptırıldığı tarih ve yaptıran kişinin adı yazılı. Demirli Mescid, günümüzde de ibadet maksadıyla kullanılıyor. Mescide girdiğinde, tarihin ve maneviyatın atmosferini hissedebilirsin. Mescidin sakinliği ve huzuru seni etkileyebilir. Mescidi ziyaret ettikten sonra, Beyşehir’in diğer güzelliklerini de keşfedebilirsin.
21. Bayındır Camii

Beyşehir’in tarihi güzelliklerden biri olan Bayındır Camii, Selçuklu döneminde 1365 yılında yapıldı. Ahşap sütunları, mukarnaslı başlıkları ve renkli motifleriyle Eşrefoğlu Camii’nin mimarisine benzerlik gösteriyor. Dış kısmı kare planlı ve oldukça düzenli olan caminin içi ise ferah ve aydınlık olacak şekilde inşa edilmiş. Caminin en ilginç yanı ise minaresi. Minare, caminin kuzeybatı köşesinde yer alır ve yuvarlak bir gövdeye sahip. Minarenin kaidesi, gövdesi ve şerefe kısmı farklı malzemelerden yapılmış. Kaidede taş, gövdede tuğla, şerefe kısmında ise ahşap kullanılmış. Minarenin bu şekilde yapılmasının sebebi bilinmiyor. Belki de zamanla değişikliklere uğradığı görülebiliyor. Bayındır Camii, Beyşehir’in merkezine 7 km uzaklıkta Bayındır mahallesinde bulunuyor. Beyşehir’in tarihi güzellikleri arasında yer alan bu camiyi mutlaka görmeli ve geçmişin izlerini takip etmelisin.
22. Eşrefoğlu Bedesteni

Eşrefoğlu Bedesteni, Anadolu’da ayakta kalan en eski bedestenlerden biri. Bu bedesten, Eşrefoğulları Beyliği’nin kurucusu Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından 1296 yılında yaptırılmış. Eşrefoğlu Cami’nin yanında, Eşrefoğlu Hamamı ile arasında yer alan bu yapı, aslında bir bez pazarı olarak kullanılmış. Bedesten yaptırıldığı yıllarda dokumacılık, renkli kumaşlar ve el işlerinin satıldığı bir yer olmayı başardı. Eşrefoğlu Bedesteni, 32 kubbeli ve 102 dükkanlı bir yapı. Kubbeli çatısı ahşap direklerle desteklenmiş ve geometrik motiflerle süslenmiş. Dükkanların kapıları da ahşap oymalarla bezenmiş. Bedestenin içinde gezinirken, tarihin izlerini hissedebilirsin. Günümüzde burada birçok kültürel etkinlik de düzenleniyor. Mesela, geleneksel el sanatları sergileri, konserler, tiyatro gösterileri gibi. Sen de bu etkinliklere katılabilir veya sadece bedestenin atmosferini yaşayabilirsin. Eşrefoğlu Bedesteni, Konya’nın kültürel mirasının önemli bir parçası. Bu bedesten, tarihi ve özgün kimliğini korumak için restore edilmiş ve ziyarete açıldı. Sen de bu bedesteni görmeden Beyşehir’den ayrılma. Burası sana unutulmaz bir deneyim sunacak.
Kaynak: enuygun.com
Ziyaretçi Yorumları (0)
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!