İçindekiler
16. Hacı Özbek Camii

İznik, hem Hristiyanlık hem de İslam Dönemi’ne ait tarihî yapıları ile öne çıkıyor. Hacı Özbek Camii de bu anlamda önemli bir yapı. Hacı Özbek Bin Muhammed tarafından 1333-1334 yılları arasında yaptırılan bir eser. Kare planlı olan camii, taş ve tuğla kullanılarak inşa edildi. Kubbesi, dört paye üzerinde yükseliyor. Caminin giriş kapısı, sivri kemerli bir niş içinde yer alıyor. Kapının üzerinde, bir kitabe bulunuyor ve burada camiyi kimin hangi tarihlerde yaptırdığı ile ilgili bilgiler yer alıyor. Bu aynı zamanda kitabesi günümüze ulaşan en eski Osmanlı camisi olmasını da beraberinde getiriyor.
Erken Osmanlı mimarisinin en önemli eserleri arasında yer alan bu yapı, tek şerefeli bir minaresi ve tek kubbesi ile dikkat çekiyor. İç mekanda bulunan sadelik ise pek çok kişinin ilgisini cezbediyor. İznik’in ilk İslam eserlerinden birisi olan Hacı Özbek Camii, mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor.
17. Göl Kapı
İznik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde önemli bir yerleşim yeri olmayı başardı. Bu dönemlerde İznik’te birçok tarihî yapı inşa edildi ve Göl Kapıda bunlar arasında yer alıyor. Göl Kapı, İznik’in batısında yer alıyor ve Lefke Kapısı’ndan devam eden ana caddenin sonunda konumlanıyor. Kapı, dikdörtgen bir plan üzerine inşa edildi. Yapının iki yanında diğer kapılarda olduğu gibi kuleler bulunuyor. Kuleler, moloz taş ve tuğladan yapıldığı ve kapının kemerinin kesme taştan inşa edildiği yapılan çalışmalarda tespit edildi.
Göl Kapı, Roma Dönemi’nde inşa edildiği düşünülüyor. Kapının, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de onarım görmüş olduğu biliniyor. Bu yapı, İznik’in en önemli tarihî eserleri arasında görülüyor. Ancak, günümüze yalnızca kalıntıları ulaştığı için diğer kapılar gibi ayrıntılı bir inceleme yapamayabilirsin. Bu kapının yıkılmasının ana nedenleri arasında depremler ve savaşlar gösteriliyor.
Yazar Notu: Göl Kapı, konum itibarıyla İznik Gölü’nün yanında yer alıyor. Burada gün batımını izlemeni tavsiye ediyoruz.
18. Antik Roma Tiyatrosu

İznik’teki Antik Roma Tiyatrosu, kentin kuzeyinde bulunuyor. İznik Surlarının dış kısmında yer alan tiyatro, ülkemizde görülen diğer antik tiyatrolar gibi tepelik bir alana değil, düz bir yere yapılmış. Tonozlarla yükseltilerek seyirci yerleri oluşturulan tiyatro bu anlamda Türkiye’de tek. Tiyatro, Roma İmparatoru Trajan tarafından milattan sonra ikinci yüzyılda yaptırıldı. Tiyatro, 15 bin kişilik devasa bir kapasiteye sahip olan mekanın sahne binası ise üç katlı olacak şekilde inşa edildi. Ancak bu yapıdan günümüze kadar ulaş sadece ilk katı oldu.
Tiyatronun giriş kapısı sayısı üç ve bunlar tamamen ayrı dört ana mekandan oluşuyor. Dönemin eğlence anlayışı olan gladyatör dövüşleri ve diğer sanatsal faaliyetlerin hemen hepsi burada gerçekleşti. Roma’dan sonra Bizanslılara geçen kentte tiyatro kullanılmaya devam etse de 13. yüzyıldaki İznik depreminde hasar gördü. Antik Roma Tiyatrosu, yüzyıllar boyunca toprak altında kaldıktan sonra 1950’li yıllarda keşfedildi ve yapılan çalışmalar sonucunda ortaya çıkarıldı.
19. Dikilitaş

İznik’in en önemli eserlerinden ve antik çağdan bu yana ayakta kalmayı başarmış yapılarından birisi olan Dikilitaş, kentin 5 kilometre dışında yer alıyor. Roma Dönemi’nden kalan anıt eser, 12 metre yüksekliğinde ve 2 metre genişliğinde olması ile dikkat çekiyor. Dikilitaş, Mısırlılardan Romalılara geçen bir yapı kültürü olduğu için sıklıkla kullanıldı ve imparatorluğun çeşitli yerlerinde bu eserler yapıldı. İznik’teki bu eserde beş adet mermer blok kullandığı incelemeler sonunda tespit edildi. Kare prizma bir kaidesi bulunan dikilitaşın bu alanı 2 metre genişliğinde ve 3 metre yüksekliğinde.
Taşın üzerinde tarihî ile ilgili bilgileri veren Grekçe bir kitabe bulunuyor. C. Cassius Philiscus anısına yazılan bu kitabede Philiscus’un, C. Cassius Asklepiodotus’un oğlu olduğu ve 83 yıl yaşadığı gibi bilgiler yer alıyor. Bu taşın aslında Philiscus’un mezarının bulunduğu yeri işaret ettiği için dikildiği de düşünülüyor. Dikilitaş bugün İznik’te en fazla ziyaretçi çeken mekanlar arasında yer alıyor.
20. Mahmut Çelebi Camii

Osmanlı’nın İznik’teki son dini eseri olan Mahmut Çelebi Camii, 1422 ve 1423 yılları arasında dönemin önemli devlet adamlarından olan Çandarlı Hayrettin Paşa’nın torunlarından olan Mahmut Çelebi tarafından yaptırıldı. Erken Osmanlı mimarisinin anlayışı olan kare planlı yapı bu eserde de bulunuyor. Üzerinde bulunan sekizgen kasnak kubbe caminin tepesini güzel bir şekilde örtüyor. Minare kısmının ise silindirik ve tek şerefeli olacak şekilde inşa edildiği görülüyor. Yaklaşık olarak 30 metrelik yüksekliği bulunuyor.
Yapının iç mekanı, iki sıra halinde 12 adet sütun üzerine bindirilmiş. Sütunlar, kare kesitli olup, mermerden yapılmış. Böylece ağırlığı hem eşit bir şekilde taşıyor hem de sağlam bir şekilde yapıyı taşıyor. Mahmut Çelebi Camii, buraya gelenlerin görmesi gereken eserler arasında yer alıyor.
21. Hipoje

Hipoje, yeraltı mezarlarına verilen bir isim. İznik’te yer alan Hipoje, 4. ve 5. yüzyıllara tarihleniyor. Elbeyli köyünde yer alan bu tarihî mezarlar, dikdörtgen bir mezar yapısına sahip. Duvarları ve tonozu, Erken Hıristiyanlık Dönemi freskleri ile süslü. Fresklerde tavus kuşu, asma yaprakları gibi motiflere rastlamak mümkün. Bununla birlikte Hristiyanlığın peygamberi olan Hz. İsa ve annesi Hz. Meryem’in figürleri de burada yer alıyor. 1967 yılında bir çiftçi tarafından tesadüfen bulunan Hipoje, Arkeoloji Müzesi tarafından restore edildi.
Yazar Notu: Hipoje geçici olarak kapalı.
22. Merdivenli Kaya

İznik Merdivenli Kaya, doğal kayalıkların oluşturduğu dikkat çekici bir oluşum. Bu yapı, Elbeyli köyü sınırlarında, İznik Gölü’nün kuzey kıyısında bulunuyor. Yapı, yaklaşık 5 metre yüksekliğe ve 20 metre genişliğe sahip ve 15 basamaklı bir merdivenle çıkılarak ulaşılan geniş bir düzlüğe ev sahipliği yapıyor. Aynı özelliklere sahip başka bir beş basamaklı merdiven de düzlüğün doğusunda yer alıyor. Bu yapının hangi amaçla inşa edildiği tam olarak bilinmiyor.
Bazı araştırmacılar, yapının bir tür tören alanı olarak kullanıldığını, diğerleri ise bir mezarlık olabileceğini düşünüyor. Yapının tören alanı olarak kullanıldığı da teoriler arasında yer alıyor. Bu düşüncenin temelinde, törenlerde kullanılmış ahşap direklerin yerleştirildiği dikdörtgen oyuklar yatıyor. Diğer yandan, yapının bir mezarlık olarak kullanıldığı fikrini destekleyen bir görüş de düzlüğün doğusunda bulunan beş basamaklı merdivenin, cenaze törenlerinde kullanılmış olabilecek bir geçit olarak tasarlanmış olmasını dayanak noktası yapıyor.
Ne amaçla inşa edildiği konusundaki belirsizliklere rağmen, bu yapı açıkça antik dönemlere ait önemli bir tarihî miras ögesi olmaya devam ediyor. İznik’in tarihî ve kültürel zenginliğinin önemli bir parçasını oluşturan bu yapı, bilinmeyen geçmişiyle merak uyandıran bir tarihî eser.
23. Koimesis Kilisesi

İznik ilçesinde konumlanan Koimesis Kilisesi, Bizans Dönemi’ne ait bir kilise olarak öne çıkıyor ve tarihi 8. yüzyıla dayanıyor. Kilise, İznik’in tam merkezinde, günümüzde sadece kalıntılarının görülebileceği şekilde yer alıyor. Yunan haçı planına sahip olan kilise, 12 köşeli bir kasnağa oturtulmuş kubbe ile örtülü olacak şekilde inşa edildi. Üç nefli bir iç mekana sahip olan kilisenin duvarları, özenle yapılmış fresklerle süslü olduğu biliniyor. Bu freskler arasında, Meryem Ana’nın ölümü ve göğe yükselmesi gibi sahneler yer alıyordu.
Kilise, 1922 yılındaki Yunan işgaline kadar faal olarak kullanılmış, ancak işgal sırasında Yunanlılar tarafından tahrip edildiği için kaderine terk edilmişti. Özellikle o dönem gerçekleşen nüfus mübadelesi sonrasında Türkiye’den Yunanistan’a giden Hristiyanlar sonrasında kilise ile ilgili bir çalışma yürütülmesi.
Ancak 1950’li yıllarda bir çalışma yapıldı. Fakat daha sonra çeşitli imkansızlıklar dolayısıyla bunlar yarım kaldı. İznik’in önemli yapılarından birisi olan ve kent tarihinde önemli bir yere sahip olan bu kilisenin kalıntılarını görebilirsin.
24. Çivisiz Ahşap Camii

Çivisiz Ahşap Camii, 1884 yılında inşa edilen bir ibadet mekanı olup, Anadolu’nun gözde ahşap camilerinden biri. Bu dini yapı, Samanlı Dağlarının eteklerinde konumlanıyor ve tek katlı dikdörtgen planı ile dikkat çekiyor. Ahşap bir kasnağa oturtulan kubbesi, camiye karakteristik bir görünüm kazandırıyor. Çentik tekniği kullanılarak inşa edilen bu cami, ahşap parçaların ustaca birleştirilmesiyle meydana geldi.
Özgün bir özellik olarak, inşa sürecinde hiçbir çivi kullanılmadan tamamen çentik tekniğiyle sağlam bir yapı elde edildi. Toplamda 93 adet meşe ağacından oluşturulan bu muazzam yapı, iç mekanında oymacılık ve kalem işi süslemelerle zenginleştirildi. 1871 yılında Batum’dan gelen Gürcü göçmenler tarafından yaptırılan cami, günümüzde hala ibadet amacıyla kullanılıyor.
Çivisiz Ahşap Camii, sadece dini bir ibadet yerinden öte, İznik’in köklü tarihine ve zengin kültürel mirasına ışık tutan önemli bir yapı olarak görülebilir. Anadolu’nun ahşap mimarisinin öne çıkan bir örneği olmasının yanı sıra bölgenin benzersiz yapıları arasında yer alması onu eşsiz kılıyor.
25. Çandarlı İbrahim Paşa Türbesi

Çandarlı İbrahim Paşa Türbesi, İznik’in zengin tarihine ışık tutan, 15. yüzyıla ait bir türbe. Bölgenin saygın kültürel miraslarından birini oluşturması açısından da önemli bir yere sahip. Türbe, dikdörtgen plana sahip ve zarif bir kubbe ile örtülü olacak şekilde inşa edildi. Dış cephesi, kesme taştan yapılmış olup, sivri kemerli pencereler ve yuvarlak kemerli giriş kapısı ile dikkat çekiyor.
Türbenin iç mekanı, tek bir bölümden oluşur ve merkezinde Çandarlı İbrahim Paşa’nın sanduka şeklindeki mezarını barındırıyor. Çandarlı İbrahim Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun önemli devlet adamlarından birisi ve 14-15. yüzyıllarda imparatorluğun güçlü dönemlerinde etkili bir rol oynadı.
Türbe, Çandarlı İbrahim Paşa’nın bu önemli tarihî kişiliğine bir saygı duruşu olarak inşa edildi. Çandarlı İbrahim Paşa Türbesi, sadece bir mimari şaheseri olmanın ötesinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük devlet adamlarından birinin anısını canlı tutarak, İznik’in kültürel dokusuna ve tarihine önemli bir katkıda bulunuyor.
Yazar Notu: Çandarlı İbrahim Paşa Türbesi, günümüzde kapalı. Yalnızca dışarıya açılan camlardan içeriyi görebilirsin.
26. İsmail Bey Hamamı

İsmail Bey Hamamı, Bursa’nın zengin tarih ve kültür hazinelerinden biri olarak öne çıkıyor. Erken Osmanlı Dönemi’ne ait olduğuna inanılan bu hamam, Türk mimarisinin özgün bir örneğini sunuyor. Hamam, dört kubbeli ana bir mekânı ve altı dikdörtgen planlı yan mekânı içeriyor. Kubbe geçişleri ve kubbeler, zarif tuğla işçiliği ve mukarnaslarla süslenmiş şekilde inşa edildiği görülüyor.
Duvarlarda ise sıva üzerine işlenmiş malakârî nakışlar göze çarpıyor. Kuzeyden açılan giriş, koridor şeklinde bir soyunma alanına yol açıyor, batıda ise kazan ve külhan mekanları yer alıyor. Hamamın dış cephesi, sade bir görünüme sahip olup, moloz taş, tuğla ve harç malzemeleriyle düzensiz bir şekilde inşa edilmiş. İznik İsmail Bey Hamamı günümüzde harabe durumunda olup, ancak 1995 yılında koruma altına alınarak çelik çatı ile kapatıldı.
Hamam, İznik’in en eski yerleşim yerlerinden birinde bulunuyor. İsmail Bey Hamamı, Türk hamam mimarisinde önemli bir rol oynuyor. Türk-İslam Dönemi eserlerine meraklı olanlara hitap ediyor.
27. Aziz Tryphonos Kilisesi

Aziz Tryphonos Kilisesi, 13. yüzyılda Bizans İmparatoru II. Theodoros Laskaris’in emriyle inşa edildi. Kilise, adını Hristiyanlık geleneğinde mucizeleriyle bilinen Aziz Tryphonos’tan alır ve İstanbul’daki Kariye Kilisesine benzer bir plana sahip. Geniş bir kubbe ile örtülü olan kilisenin zemininde dikkat çekici mozaik süslemeler bulunuyor. Duvarlarında ise freskler ve ikonalar yer alıyor. Bu da kiliseyi Bizans Dönemi’nde önemli bir dini merkez olarak işlevsel kıldı.
Ancak, günümüzde Aziz Tryphonos Kilisesi harap bir durumda. Bir kısmı yıkılmış, diğer kısmı ise camiye dönüştürüldü. Kilisenin çevresinde, geometrik desenli mozaik parçaları ve granit sütun kalıntıları gözlemlenebiliyor.
Aziz Tryphonos Kilisesi, İznik’in Bizans Dönemi’ne ait en anlamlı yapıları arasında yer alıyor. Sadece mimari ve sanatsal bir şaheserden öte, kilise aynı zamanda İznik’in zengin kültürel mirasının vazgeçilmez bir parçasını oluşturduğu için mutlaka ziyaret edilmesi gerekiyor.
28. İznik Böcek Ayazması

İznik Böcek Ayazması, özellikle Hristiyanlık tarihî açısından büyük bir öneme sahip bir yer. İznik’in Koimesis Kilisesinin doğusunda konumlanan bu ayazma, 6. yüzyılda inşa edildi. Ayazma aynı zamanda, Hristiyan hacıları için önemli bir ziyaret noktası ve şehitlik merkezi olarak kabul ediliyor. Böcek Ayazmasına ulaşmak için 11 basamaklı bir merdiven kullanılıyor. İç mekanda dört niş ve merkezde bir havuz bulunuyor. Yapının duvarları, Erken Bizans Dönemi’ne ait devşirme malzemeler ve farklı dillerde yazılmış kitabelerle süslü. Bu yazıtlardan en dikkat çekici olanı, 2. yüzyıla tarihlenen ve Tevrat’tan alınan bir İbranice yazıt.
Bu yazıtta, “Her bedene iyi olanı verir. Çünkü O’nun lütfu ebedidir.” ifadesi ve yedi kollu şamdan figürü bulunuyor. Diğer önemli yazıt ise, Bizans İmparatoru Mikhael’in kulesi ile ilgili Yunanca bir yazıt.
Böcek Ayazması, İznik’in sırlarla dolu bir hazinesi olarak görülüyor. Bu yapı, hem tarihî hem de mimari açıdan büyük bir değere sahip. Ziyaret ederek, Hıristiyanlık tarihindeki önemli anları yaşayabilir ve İznik’in zengin kültürel mirasını keşfetme fırsatı bulabilirsin. Ayazma 24 saat boyunca ziyaretçilere açık ve ücretsiz.
29. Berber Kaya Anıt Mezarı

İznik Berber Kaya Anıt Mezarı, yerleşim biriminin zengin tarih ve kültür dokusuna eşsiz bir katkı sunan önemli bir yapı. Bu anıt mezar, Helenistik Dönemi’ne ait tek eser olma özelliği taşıyor ve dikkat çekici bir tarihsel geçmişe sahip. Bithynia kralı II. Prusias’ın Nikaia’ya sığınırken öldürülmesinin ardından onun anısına inşa edildiği biliniyor. Anıt mezar, tek bir kaya kütlesinden oyularak ev formunda tasarlanmış.
Köşelerinde plasterler (duvara yapışık sütun), alınlıklarında kalkan motifleri, çatısında Pampylia tipi lahit şekli ve kurt dişi motifleri gibi detaylar içeriyor. İçindeki mezarlar, geçmişteki berber dükkanlarındaki oturma düzenini anımsatan bir yapıya sahip olduğu için halk arasında ‘Berber Kaya’ olarak anılıyor.
Yunanca ve İbrani dillerindeki yazıtlar ve haçlar, anıt mezarın üzerindeki önemli detaylardan birisi. İznik Berber Kaya Anıt Mezarı, 1953 yılında define arayıcıları tarafından dinamitle parçalandı ve günümüzde sadece arka duvarı ve bazı kalıntıları gün yüzüne çıktı. Bu anıt mezar, 18. ve 19. yüzyıllarda bölgeye gelen Avrupalı gezginler tarafından da ziyaret edilmiş ve resmedilmiş.
İznik’in Lefke Kapısı’ndan doğuya uzanan yolun kuzeyinde, mezarlığın yanında konumlanıyor. İznik Berber Kaya Anıt Mezarı, Helenistik Dönemi’nin mimari ve sanatsal özelliklerini keşfetmenin yanı sıra, Bithynia kralının dramatik hayat hikayesini öğrenebilir ve bu bölgenin antik nekropol dönemlerine dair bilgi sahibi olabilirsin. Bu anıt mezar, İznik’in kültürel mirasının unutulmaz bir parçasını oluşturduğu için oldukça önemli bir yere sahip.
İznik’i keşfettikten sonra Bursa’da gezilecek yerler yazımızı okuyarak şehrin tamamı için keyifli bir gezi rotası oluşturabilirsin.
Kaynak: enuygun.com
Ziyaretçi Yorumları (0)
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!