İçindekiler
- 23. BMW Welt
- Açık olduğu saatler
- 24. Oyuncak Müzesi
- Giriş ücreti
- Açık olduğu saatler
- 25. Frauenkirche Kilisesi
- 26. Asam Kilisesi
- 27. Odeonsplatz
- 28. Feldherrnhalle
- 29. Hofgarten
- 30. Antiquarium
- Giriş ücreti
- Açık olduğu saatler
- 31. Marstallmuseum
- Giriş ücreti
- Açık olduğu saatler
- 32. Haus der Kunst
- Giriş ücreti
- Açık olduğu saatler
- 33. Jewish Museum Munich
- Giriş ücreti
- Açık olduğu saatler
- 34. Max Joseph Platz
- 35. Münih Olimpiyat Stadyumu
- 36. Hellabrunn Münih Hayvanat Bahçesi
- 37. St. Paul’s Church
- 38. West Park
- 39. Hofbrauhaus am Platz
- 40. Chinese Tower
- 41. Sea Life
- 42. Flaucher
- 43. Eisbachwelle
- 44. Neuschwanstein Şatosu
- 45. Müllersches Volksbad
- 46. Luitpold Park
- 47. Münih Botanik Bahçesi
- 48. Endless Staircase
- 49. Leopoldstrasse
- 50. Wienerplatz
23. BMW Welt

Almanya denildiği zaman akla gelen ilk markalardan biri de elbette BMW. BMW ile alakalı özel sergi alanları ve galeriler, şehirde büyük ilgi görüyor. Otomobillere meraklı biriysen Münih’e geldiğinde mutlaka BMW Welt’e uğramalısın. Burada, BMW tutkunlarına özel olarak ayrılmış küçük bir test alanı da ye alıyor. BMW Müzesi’ne de oldukça yakın bir konumda kurulan BMW Welt’in tasarımcısı, bir yarışma neticesinde belirlenmiş.
2007 senesinin yaz aylarında açılışı yapılan BMW Welt, adeta bir sanat eseri titizliğiyle tasarlanmış durumda. Depolama ünitesinde 250’den fazla aracı olan mekan, 48 bin metrekarelik bir büyüklüğe sahip. BMW Dünyası anlamına gelen bu sergi alanı, otomobil tutkunlarına özel bir deneyim sunuyor. Konsept arabalar dışında geçmişten bugüne en özel BMW motosikletleri BMW Welt içerisinde sergileniyor. Buraya ücretsiz bir şekilde giriş yapabilirsin.
Açık olduğu saatler
-
Her gün 07.30 ile 23.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
24. Oyuncak Müzesi

Orijinal adı “Spielzeugmuseum” olan Münih Oyuncak Müzesi, çocuklu ailelerin listelerinde kendine yer bulan bir destinasyon. Müzede o kadar ilginç ve orijinal oyuncaklar var ki yetişkinler dahi burayı büyük bir hayranlıkla dolaşıyor.
İçeriğimizde de aktardığımız üzere Eski Belediye Binası’nın içinde bulunan bu sevimli müze, farklı kültürlere ait yüzlerce oyuncak koleksiyonuna sahip. Şehir merkezinde yer aldığı için ulaşım sorunu yaratmayan Spielzeugmuseum, tarihsel süreç içerisinde oyuncaklara olan yaklaşımları da gözler önüne seriyor.
Giriş ücreti
-
Kişi başı 4 Euro
Açık olduğu saatler
-
Her gün 09.30 ile 17.30 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
25. Frauenkirche Kilisesi

Yapımı 1488 senesinde tamamlanan Frauenkirche Kilisesi, Gotik mimarini etkisi ile inşa edilmiş. Kiliseye adım attığında burada büyük bir ayak izi dikkatini çekecektir. Bu ayak izinin şeytana ait olduğuna inanılıyor.
Kilise bünyesinde Kral IV. Ludwig dahil olmak üzere pek çok önemli ismin mezarı yer alıyor. Bu önemli Ortaçağ kilisesi, 2. Dünya Savaşı sırasında ciddi düzeyde hasar görse de sonraki yıllarda restore edilebilmiş. Kilise, vitray pencereleri ve freskleriyle renkli ve canlı bir görünüme sahip.
26. Asam Kilisesi

Şehrin bir diğer önemli kilisesi olan Asam Kilisesi, 1746 senesinde inşa edilmiş. Kilisenin inşasında Asam kardeşlerin imzası söz konusu. Freskleriyle dikkatleri üzerine çeken Asam Kilisesi, önceleri özel kullanım amacıyla kullanılmış. Sonraki dönemlerde halktan gelen büyük baskılar neticesinde herkese açık hale getirilmiş.
Barok kiliseler arasında gösterilen tarihi kilise, alışverişin merkezi olan Sendlinger Strasse bölgesinde yer alıyor. Aziz John figürlü büyük bir kapısı olan Asa Kilisesi, sadece dini açıdan değil sanatsal açıdan da kıymet görüyor.
27. Odeonsplatz

Münih şehrinin en popüler 3 meydanından biri olan Odeonsplatz, pek çok tarihi bina ile çevrilmiş durumda. Bu durum meydana çok özel bir atmosfer kazandırıyor. Meydana komşu olan caddelerin tamamı, turistlerin çok sık ziyaret ettiği mekanlara çıkıyor. Bu nedenle Münih gezinde yolun büyük bir ihtimalle Odeonsplatz ile kesişecek. Burası aynı zamanda turist kafileleri ya da bölge halkı için de cazip bir buluşma yeri olarak değerlendiriliyor.
1800’lü yılların başında Kral I. Ludwing’in emriyle meydanın bir bölümüne Odeon adlı bir konser salonu inşa edilmiş. Günümüzde meydanın ismi, o konser salonundan kaynaklanıyor. Uzun yıllar kullanılan konser salonu savaş sırasında tamamen yıkılmış.
28. Feldherrnhalle

İnşası 1844 senesinde sona eren Feldherrnhalle, “Feld Mareşallerin Konağı” anlamında kullanılıyor. Bina içerisinde Bavyera tarihi için önemli 2 liderin heykelleri ziyaretçilerle buluşuyor. Münih Ludwigstrasse’nin güney bölümünde yer alan Feldherrnhalle, Johann Tily ve Karl Philipp von Wrede’in anılarını yaşatıyor.
Bu arada 1995 senesinde Reinhold Elstner isimli bir savaş gazisi, Feldherrnhalle önünde kendini yakarak intihar etmiş. Bu olay, o dönemin Almanya’sında büyük bir yankı uyandırmış. Nazi Partisi’ne ait olan Kan Nişanı, buradaki bazı kabartma resimlerde figür olarak kendine yer buluyor.
29. Hofgarten

Bavyera’nın başkenti olan Münih’te tabiat güzellikleri denildiğinde akla gelen ilk yerlerden biri de Hofgarten. Burayı “Mahkeme Bahçeleri” adıyla anmak da mümkün. Özellikle hafta sonlarında bölge halkının ve turistlerin yoğun ilgi gösterdiği Hofgarten, İngiliz Bahçesi’ne de yürüme mesafesinde. İtalyan Rönesans tarzına uygun biçimde tasarlanan bu doğa harikasının hikayesi 1617 senesine kadar gidiyor.
O dönem Bavyera Dükü olan Maximilian’ın emriyle oluşturulan bu devasa bahçedeki peyzaj düzenlemelerine hayranlık duymaman mümkün değil. Bu arada bölgede bisiklet sürmek de çok yaygın bir gelenek. Sen de kuş sesleri ve türlü çiçeklerle bezeli olan bu bahçeyi kiraladığın bir bisikletle keşfedebilirsin.
30. Antiquarium

1568 senesinde, o dönem klasik eserlerden oluşan koleksiyonları bir araya toplamak amacıyla inşa edilen Antiquarium, kuruluşundan kısa bir süre sonra balo salonu olarak kullanılmış. Bugüne dek başarılı bir şekilde ayakta kalan Antiquarium, hala çok değerli Rönesans koleksiyonlarını bünyesinde barındırıyor.
Müzeyi dolaştığında çok sayıda tablo ve heykelden oluşan özel bir sergi ve kütüphane ile karşılaşabilirsin. Tavan bölümü 2. Dünya Savaşı esnasında hasar görse de daha sonrada restore edilmiş. Bu arada müzenin zemin kısmında yer alan salon 66 metrelik bir uzunluğa sahip.
Giriş ücreti
-
Kişi başı 7 Euro
-
Öğrenciler 6 Euro
Açık olduğu saatler
-
Her gün 10.00 ile 17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
31. Marstallmuseum

Avrupa’nın en çok ziyaret edilen araba müzelerinden biri sayılan Marstallmuseum, Nymphenburg Sarayı’na yürüme mesafesinde yer alıyor. Kızakların gelişimini gözler önüne seren müzede yer alan araçların önemli bir kısmı Fransa ve İngiltere’den getirilmiş.
Ziyaretçiler içeride 40’ın üzerinde klasik otomobil, gala arabası ve kızak ile karşılaşma şansı buluyor. Tüm bunların haricinde içeride 6 adet de atlıkarınca söz konusu. 1952 senesinde hizmete açılan Marstallmuseum, ilkel araba kültüründen esintiler sunuyor.
Giriş ücreti
-
Kişi başı 4.5 Euro
Açık olduğu saatler
-
Her gün 10.00 ile 16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
32. Haus der Kunst

Münih’te yer alan bu çağdaş sanat müzesi, 1937 senesinde Adolf Hitler tarafından açılmış. Alman Sanat Evi olarak dilimize çevirebileceğimiz Hau der Kunst, bölge halkı için oldukça önemsenen bir yer. İngiliz Bahçesi’nin hemen güney bölümünde konumlanan bu müze, uzun yıllar boyunca Nazi propagandası için kullanılmış.
Müzenin kendisine ait sabit bir koleksiyonu söz konusu değil. Bu nedenle de sergi alanında yer alan eserler sürekli değişiyor. Söz konusu durum, Hau der Kunst’un birden fazla kez ziyaret edilmesine olanak tanıyor. Alman Sanat Evi’ndeki koleksiyonlar ortalama her 6 ayda bir değişiyor.
Giriş ücreti
-
Kişi başı 14 Euro
-
18 yaşından küçüklere 5 Euro
Açık olduğu saatler
-
Her gün 10.00 ile 22.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
33. Jewish Museum Munich

Jewish Munich Müzesi, 2007 senesinden bu yana ziyaretçileri ile buluşuyor. Müzede hem kalıcı eserler hem de sürekli değişen koleksiyonlar söz konusu.
Tam olarak Sankt Jakobs Platz içerisinde konumlanan müze, Yahudi tarihine, kültürüne ve yaşamına dair sergiler barındırıyor. Öte yandan Yahudilerin bayramları ve geçiş törenleri de özel sergilerle yansıtılıyor. Toplamda 3 ayrı kattan oluşan Jewish Museum Munich, ses kayıtları ve görüntülerle beraber ziyaretçilere farklı bir deneyim sunuyor.
Giriş ücreti
-
Kişi başı 6 Euro
Açık olduğu saatler
-
Pazartesi hariç 10.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
34. Max Joseph Platz

Münih’in bir diğer sembolik meydanı olan Max Joseph Platz, ilginç binaların ve oldukça etkileyici bir manzaranın ortasında konumlanıyor. Adını eski Bavyera kralından alan meydanda Maximilian I Joseph’e ait büyük bir anıt da yer alıyor.
Kraliyet Caddesi’ne açılan Max Joseph Platz, 1800’lerin başında Fransisken Manastırı’nın yıkılması neticesinde oluşturulmuş. Residenztheater dışında Devlet Opera Binası, meydanın çevresinde yer alan en önemli yapılar arasında bulunuyor. Yaz aylarında burada paten kayan gençler, meydana karakteristik bir hava kazandırıyor.
35. Münih Olimpiyat Stadyumu

Bilindiği üzere Almanya’nın en büyük üçüncü şehri olan Münih, 1972 senesinde dünyanın en büyük spor organizasyonu Olimpiyatlar’a ev sahipliği yapmıştı. Spor müsabakalarının pek çoğu için merkez konumda olan Münih Olimpiyat Stadyumu, o dönem bu organizasyon için özel olarak inşa edilmişti.
Yapımına 1966 senesinde başlanan stadyum, o dönem 45 bin kişilik kapasiteyle planlansa da sonradan bu kapasite artırılmıştı. Özellikle sanatsal niteliklere sahip olan çatı kısmıyla büyüleyen Münih Olimpiyat Stadyumu, organizasyonun hem açılışına hem de kapanış töreni için kullanılmıştı. Aynı zamanda 1974 Dünya Kupası final maçı için de kullanılan bu çok özel mabet, turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilebiliyor. Stadyum içerisinde sene boyunca çeşitli etkinlikler ve konserler de düzenleniyor.
36. Hellabrunn Münih Hayvanat Bahçesi

Çocuklu ailelerin özellikle ziyaret etmekten büyük keyif aldığı Hellabrunn Zoo, Isar Nehri’nin hemen kıyısında bulunuyor. Bu nedenle muhteşem bir manzara eşliğinde sevimli dostlarımızı doğal ortamlarına oldukça yakın bir atmosferde ziyaret edebilirsin. Burada hayvanlar, yaşadıkları kıtalara göre bölümlere ayrılmış. Bu özelliği, Hellabrunn Zoo’yu dünyanın ilk “Geozoo” konseptli hayvanat bahçesi yapıyor.
1911 senesinde oluşturulan bu devasa hayvanat bahçesi, nesli tükenme noktasına gelen pek çok hayvan türüne de ev sahipliği yapıyor. Bu alanda uzmanlaşmış bir ekibin Hellabrunn Zoo içerisinde çalışması, hayvanların korunması adına oldukça önemli bir detay. Tüm kıtaların toplamına bakıldığında 759 hayvan türü ile karşılaşmak mümkün.
37. St. Paul’s Church

Münih’in en çok ziyaret edilen ibadethanelerinden biri olan St. Paul’s Church, 1906 yılından bu yana hizmet veriyor. Her sene yüzbinlerce turiste kapılarını açan St. Paul’s Church, bir Katolik kilisesi olarak geçiyor. Kilisenin tasarımı bir yarışma neticesinde oluşturulmuş. Yarışmanın kazananı olan mimar Georg von Hauberrisser, yapıyı Neo-Romanesk stilde tasarlamış.
St. Paul’s Church, 1960 senesinde büyük bir trajedi ile karşı karşıya kalmış. 2. Dünya Savaşı’ndan hasarsız ayrılmasına karşın 1960 yılında büyük bir uçak kazasına maruz kalmış. Büyük bir kısmı hasar alan dini mekan, halkın da çabalarıyla yeniden ayağa kaldırılmış. Ludwigsvorstadt isimli bölgede açılan ilk kilise olan St. Paul’s Church, 97 metrelik kulesi oldukça ilgi görüyor. Ziyaretçiler bir gelenek olarak bu kuleye çeşitli hatıra yazıları yazıyor.
38. West Park
Bölge halkının en çok vakit geçirdiği yerlerden biri olan West Park, geniş çayır alanları ile aileler için oldukça ideal bir yer. Özellikle peyzaj düzenlemesi ile fark yaratan parkın tasarımında Peter Kluska’nın imzası bulunuyor.
1978 yılında yapımına başlanan West Park, 1983 senesinde hizmete açılmış. Toplamda 60 hektarlık bir alanda bulunan parkın içerisinde yapay tepeler ve göller söz konusu. Ayrıca 500 gül türünün yer aldığı özel bir gül bahçesi de buranın en çok ilgi çeken bölümünü oluşturuyor.
39. Hofbrauhaus am Platz
Altstadt am Platz içerisinde konumlanan Hofbrauhaus am Platzl, şehrin en ünlü bira bahçesi sayılıyor. Binlerce kişiyi aynı anda ağırlayabilen Hofbrauhaus am Platzl’ın tarihi 1958’e dek gidiyor. Neo-Rönesans mimari stilinin etkisinde tasarlanan Hofbrauhaus am Platzl’ın zemin katında 1000 kişilik büyük bir salon söz konusu. Bir üst katta ise daha büyük kapasiteli bir balo salonu tasarlanmış. Bira bahçesi olarak kullanılan kısım genellikle bahar ve yaz aylarında aktif. Mekânda yer alan biralar o denli meşhur ki yaz aylarında 45 dakikaya yakın sıra beklenebiliyor.
40. Chinese Tower
İngiliz Bahçesi’nde yer alan Chinese Tower, mimari stiliyle şehrin en özgün yapılarından biri durumunda. Ayrıca 7 bin kapasiteli bir bira bahçesi de olan Chinese Tower, ihtişamlı yapısıyla uzaklardan bile kolayca fark edilebiliyor.
İngiliz Bahçesi’nin tam anlamıyla kalbinde konumlanan kule, 1944 senesinde yıkılsa da orijinaline sadık kalınarak yeniden inşa edilmiş. Yeni kulenin tamamlanması, 1952 senesine dek sarkmış. Toplamda 5 katlı olan bu etkileyici kule, 25 metrelik bir yüksekliğe sahip. İngiliz Bahçesi’ne geldiğinde kulenin içine ücretsiz şekilde giriş yapabilirsin.
41. Sea Life
Sea Life Munich, en ilginç deniz canlılarına odaklanan devasa bir akvaryum. Normal koşullarda çıplak gözle tanık olabilmeni pek mümkün olamayacağı birçok deniz canlısı burada ziyaretçilerle buluşuyor. Toplamda 700 bin litre su kapasitesine sahip olan akvaryum, mimari tasarımıyla da beğeni topluyor. Sea Life içerisinde bilhassa köpek balıklarına özel bir ilgi söz konusu. Bu alanda toplamda 20’den fazla köpek balığı türünü inceleme fırsatı bulabilirsin.
42. Flaucher
Münih’in meşhur nehri Isar Nehri’nin yanında konumlanan Flaucher; geniş çim alanları ve dinlenme mekanları ile tam bir kaçış alanı. Toplamda 1 km’lik uzunluğa sahip olan bu popüler plaj, nehrin temiz suyu sayesinde kartpostallık bir görüntü yaratıyor.
Nehir kenarında sakin ve huzurlu bir atmosferde dinlenmek için ideal bir ortam sunan plajda özel barbekü alanları da söz konusu. Bu arada plaj içerisinde evcil hayvanlara yönelik olarak da özel hayvan parkları bulunuyor. Halk açık olan plaja ücretsiz bir şekilde giriş yapılabiliyor.
43. Eisbachwelle
Yapay bir nehir olarak bilinen Eisbachwelle, özellikle sörf tutkunları için müthiş bir alan. İngiliz Bahçesi yakınlarında olan Eisbachwelle, neredeyse yarım asırdır amatör ve profesyonel sörfçülere ev sahipliği yapıyor. Sörf yapmasan bile en azından bu özel manzaraya tanıklık etmek, doğa fotoğrafları çekmek, nehir çevresinde yürüyüşe yapmak ya da dinlenmek için de Eisbachwelle’yi gezi listene ekleyebilirsin.
Toplamda 2 km’lik bir uzunluğa sahip olan nehirde antrenman yapan sörfçüler, tam anlamıyla görsel bir şölen yaratıyor. Bu arada nehirde oluşan bu dev dalgalar, çok özel bir mühendislik çalışmasının ürünü.
44. Neuschwanstein Şatosu
Masal Şatosu olarak da adlandırabileceğimiz Neuschwanstein Şatosu, senede 1 milyondan fazla turisti buraya çekmeyi başarıyor. Hem iç hem de dış mimarisi ile hayranlık uyandıran Neuschwanstein Şatosu’na katılmak adına çeşitli turlardan yararlanabilirsin.
Romantik Yol adı verilen turların bir durağı olan Neuschwanstein Şatosu, adının hakkını veren atmosferiyle her yaştan ziyaretçiyi büyülüyor. Bavyera Kralı II. Ludwig’in emriyle inşa edilen şato, merkeze yaklaşık 1 saat kadar uzaklıkta. Bu arada şatonun, Walt Disney tarafından oluşturulan çizgi filmlerinde sıklıkla işlendiğini belirtelim.
Yazar Notu: Şatoyu içeride hizmet veren profesyonel rehber eşliğinde keşfedebilirsin.
45. Müllersches Volksbad
Çok sayıda yüzme havuzunun yer aldığı Müllersches Volksbad, ağırlıklı olarak mimari karakteriyle öne çıkıyor. Barok mimariden esintiler sunan detayları, bronz heykelleri ve duvar resimleri, Müllersches Volksbad’ı biraz daha özel kılıyor.
Alman Müzesi’ne yürüme mesafesinde olan mekan, bazı kaynaklarda Müllersches Hamamları şeklinde de geçiyor. Şehrin halka açık olarak açılan ilk kapalı yüzme havuzu olarak bilinen Müllersches Volksbad, geçtiğimiz yüzyılın başından bu yana hizmet veriyor. Neo-Barok tarzında tasarlanan havuzun mimarisinde Carl Hocheder ismini görüyoruz.
46. Luitpold Park
Luitpold Park, şehirde kızakla kaymak adına özel bir alan sunuyor. Mekanın en ilginç özelliği, tepesindeki alanın 2.Dünya Savaşı’nın molozlarından oluşturulması. Bu alana çıktığında seni harika bir Münih manzarası bekliyor olacak. Yerden yüksekliği yaklaşık 40 metre olan bu moloz dağı üzerinden enfes fotoğraflar çekebilirsin.
Şehrin Schwabing isimli bölgesinde konumlanan Luitpold Park, geniş çimenlik alanları sayesinde binlerce kişiye dinlenme, piknik yapma şansı veriyor. Park diğer parklara göre büyük bir yapıda olduğu için yaz aylarında bile kalabalık görünmüyor.
47. Münih Botanik Bahçesi
Münih’te turistlerin ziyaret edebilecekleri çok sayıda botanik bahçesi bulunuyor. Bunlardan biri olan Münih Botanik Bahçesi, 20 bine yakın bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Sene boyunca aktif olan bahçe, toplamda 4500 metrekarelik alana yayılmış durumda.
Teşhir seraları ile dikkat çeken Münih Botanik Bahçesi, 1914 yılında oluşturulmuş. Özellikle sonbaharda dökülen yapraklar sayesinde çok etkileyici görüntüler oluşuyor. Bölgede “Alter Botanischer Garten” adıyla bilinen botanik bahçesi, oldukça hoş bir gölet ve dağ manzarasına sahip.
48. Endless Staircase
Şehrin Schwanthalerhöhe bölgesinde bulunan Endless Staircase, fotoğraf tutkunlarının öncelik verdiği mekanlardan biri durumunda. Bu ilginç döner merdiven, aynı zamanda büyük ve karakteristik bir avlunun içerisinde yer alıyor.
Avlu, Endless Staircase dışında rengarenk binalara da ev sahipliği yapıyor. Bu mekanı basit bir döner merdivenden ibaret olarak görmek elbette mümkün değil. Sanatsal değeri oldukça yüksek bir heykel olarak tanımlanabilecek bu merdivenleri tırmanmak mümkün.
Yazar Notu: Merkezden hareket eden U4 ya da U5 metrosunu kullanarak buraya rahatlıkla ulaşabilirsin.
49. Leopoldstrasse
Şehrin ikonik caddelerinden biri olan Leopoldstrasse, Rönesans mimarisinin ağırlıkta olduğu bir yer. Walking Man heykeli de dahil olmak üzere pek çok Rönesans heykeline ev sahipliği yapan cadde, aynı zamanda tarihi Zafer Kapısı’na çıkıyor.
Kafe ve mağazaların çokluğundan dolayı Leopoldstrasse üzerinde yürümek oldukça keyifli. Ayrıca cadde boyunca çok geniş kaldırımların ve sıra sıra dizili ağaçların yer alması, yürüme keyfine apayrı bir boyut kazandırıyor. Münih’in merkezinden başlayıp kuzey yönüne doğru uzanan cadde, Schwabing ve Milbertshofen gibi popüler caddeleri bünyesinde barındırıyor.
50. Wienerplatz
Münih’te haftanın her günü açık kalan bir pazar arıyorsan, Wienerplatz’ı notların arasına mutlaka almalısın. Viktualienmarkt ile kıyaslandığında biraz daha küçük bir pazar olsa da ürün çeşitliliğinin fazla olması ve yöresel ürünlerin ağırlıkta olması burayı ayrıcalıklı kılıyor. Pazarın çevresinde kahverengi panjurlu alçak evler sayesinde Wienerplatz oldukça şirin bir görünüme kavuşuyor. Pazar, 130 senedir aynı bölgede hizmet vermeyi sürdürüyor.
Sana bir sonraki rota önerimiz ise Berlin. Berlin’de gezilecek yerler için yazıya linkteki yazıya göz atabilirsin!
Kaynak: enuygun.com
Ziyaretçi Yorumları (0)
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!