İçindekiler
- 11. Yağıbasan Medresesi
- 12. Niksar Ulu Camii
- 13. Sebastapolis Antik Kenti
- 14. Latifoğlu Konağı Müze Evi
- Açık olduğu saatler
- 15. Tokat Kültür Evi
- 16. Atatürk Evi
- 17. Niksar Kalesi
- 18. Kaz Gölü
- 19. Almus Baraj Gölü
- 20. Topçam Yaylası
- 21. Yeşilırmak (Hıdırlık) Köprüsü
- 22. Tokat Mevlevihanesi
- 23. Gök Medrese
- 24. Komana Antik Kenti
- 25. Burgaç Hatun Türbesi
11. Yağıbasan Medresesi

Tokat gezinizde mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri olan Yağıbasan Medresesinin en önemli özelliği, Anadolu coğrafyasında kapalı avlu özelliği taşıyan ilk medrese olması. Halk arasında “Çukur Medrese” olarak da bilinen Yağıbasan Medresesi’nin 1151 senesinde inşa edildiği düşünülüyor. 14 metre çapındaki bir kubbeye sahip olan tarihi medresenin yapımında, Nizamettin Yağıbasan’ın imzası yer alıyor. Yağıbasan Medresesinin bir bölümü doğrudan Niksar Kalesi’nin duvarlarına yaslanıyor. Tarihi medrese genel itibarıyla sade ve süslemesiz bir yapıya sahip. Medrese, ziyaretçiler tarafından ücretsiz şekilde gezilebiliyor.
12. Niksar Ulu Camii

Yukarıda da söz ettiğimiz üzere şehrin iki Ulu Camii’nden biri olan Niksar Ulu Camii, tıpkı Tokat Ulu Camii gibi 13’üncü yüzyılda inşa edilmiş. Cenepnizade Hasan Bey’in yaptırdığı bu etkileyici cami, dikdörtgen bir forma sahip. Bugün avlusu ve kitabesi bulunmayan tarihi cami, her saat sorunsuz şekilde ziyaret edilebiliyor. Niksar Ulu Camii, bağımsız örtü unsurları ve ahşap çatılı mimarisiyle kendine has bir görünüme sahip.
13. Sebastapolis Antik Kenti

Merkeze yaklaşık 70 km uzaklıkta yer alan Sebastopolis Antik Kenti, Sulusaray bölgesindeki Çekerek Irmağına komşu durumunda. Bulunduğu konum nedeniyle bazı kaynaklarda Sulusaray Antik Kenti olarak da anılıyor. Bundan yaklaşık 2 bin yıl kadar önce Karadeniz’de ufak bir yerleşim merkezi olan Sebastopolis Antik Kenti, bir tür açık hava müzesi gibi işlev görüyor. Özellikle Roma İmparatorluğu zamanında oldukça aktif olan kentten bugüne taşınanlar arasında aslan heykelleri, hamam ve tapınak yer alıyor. Pek çok ziyaretçi, görsel anlamda burayı Bergama Antik Kenti’ne benzetiyor.
14. Latifoğlu Konağı Müze Evi

Merkezde olmasından dolayı kolaylıkla ziyaret edilebilen Latifoğlu Konağı Müze Evi, yaklaşık 300 yıllık bir geçmişe sahip. L planına sahip olan tarihi konak, Osmanlı Barok tarzında inşa edilmiş durumda. Kerpiç malzemeden inşa edilen konağın avlusunda ayrıca bir havuz söz konusu. Konakta haremlik, selamlık, oturma odası, paşa odası, mutfak gibi bölümleri bulunuyor. Latifzade Musa tarafından yaptırılan konak, günümüzde bir müze-ev olarak işlev görüyor. Konakta ağırlıklı olarak Tokat şehrinin geleneksel ev kültürüne odaklanıyor. Bu anlamda yapının, etnografik bir değere sahip olduğunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Latifoğlu Konağı Müze Evi, 1989 senesinden bu yana ziyaretçilerini ağırlıyor. Tokat’ta bulunan birbirinden güzel yerleri keşfetmek için Tokat otelleri linkini tıklayarak bütçenize uygun oteli bulabilirsiniz.
Giriş ücreti
-
Ücretsiz
Açık olduğu saatler
-
Her gün 08.00-17.00 arası ziyarete açık.
15. Tokat Kültür Evi

Başarılı bir sivil mimari örneği olarak kabul edilen Tokat Kültür Evi, Sulu Sokak’ta konumlanıyor. Anadolu Türk mimarisine dair pek çok doneyi bulabileceğiniz bu özel mekânın çevresinde hamamlar, türbeler, çeşmeler ve hanlar yer alıyor. Mimarisi ve avantajlı konumu nedeniyle büyük ilgi uyandıran Tokat Kültür Evi, bilhassa süsleme detayları ile görülmeye değer. 1700’lü yıllarda inşa edilen bu özel mekan, o yıllarda şehir dışından gelen tacirlerin konaklamaları adına kullanılmış. Bahçe kısmında çeşme ve şadırvanın olduğu Tokat Kültür Evi, şehirdeki geleneksel ev yaşantısını yansıtmayı başarıyor.
Açık olduğu saatler
-
Pazartesi dışında 09.00-17.00 arası ziyarete açık.
16. Atatürk Evi

Ulu önder Atatürk’ün direniş döneminde pek çok defa Tokat şehrine geldiği biliniyor. Tokat’a geldikleri dönemlerde Latife Hanım ile beraber kaldıkları konak, günümüzde Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi olarak değerlendiriliyor. Konağın asıl sahibi, aslen de Tokatlı olan Yüzbaşı Mustafa Vasfi Süsoy. Atatürk’ün konakta, Latife Hanım haricinde bazı asker arkadaşlarıyla da kaldığı bilgisi mevcut. Özellikle de iç mimari anlamında dokusunu büyük ölçüde koruyabilen bu mekânda Atatürk’ün sıkça kullandığı eşyalar, konağın gerçek sahibi olan Mustafa Vasfi’ye ait objeler başta olmak üzere döneme dair pek çok materyal söz konusu.
Açık olduğu saatler
-
Her gün 08.00-18.45 arası ziyarete açık.
17. Niksar Kalesi

Tokat’ın en önemli 2 kalesinden biri olan Niksar Kalesi, Pontus Krallığı’ndan şehre miras kalmış durumda. Aktif kullanıldığı dönemlerde adı “Kaberia Kalesi” olan Niksar Kalesi, farklı dönemlerde yapılan yeni eklemelerle beraber bugünkü son şeklini almış. Özellikle de 9’uncu yüzyılda kale, uğradığı saldırılar neticesinde çok ciddi saldırılara maruz kalmış. Güney taraftan gelen saldırılara karşı yeniden güçlendirilmiş. Yapılan onarımlar sayesinde günümüze hamam, hapishane, mescit ve kiliseye dair bölümlerin ulaşabildiğini görüyoruz. Niksar Kalesi; iç, orta ve dış olmak kaydıyla 3 ayrı bölümden meydana geliyor. Kale, tıpkı Tokat Kalesi gibi ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebiliyor.
Yazar Notu: Çekenli İş Merkezi’nden kalkan ilçe otobüslerini değerlendirerek Niksar Kalesine ulaşabilirsiniz.
18. Kaz Gölü

Kuşların göç güzergâhında yer almasından dolayı yılın pek çok döneminde cıvıl cıvıl olan kaz Gölü’nü mutlaka keşfetmelisiniz. Şehir merkezine çok yakın olmasa da etkileyici manzarası sayesinde Kaz Gölü’ne gitmeye fazlasıyla değer. Kaz Gölü’nde kuşların yoğun ziyareti genellikle mart ayı ile beraber başlıyor. Bahar aylarında kuş gözlemciliğine meraklı olan pek çok kişi bölgeyi ziyaret ediyor. Öte yandan kuluçka merkezi olarak da değerlendirilen göl; kara çulluktan söğüt serçesine, kazdan batağana, leylekten kız kuşuna pek çok türe ev sahipliği yapıyor. Kaz Gölü’ne geldiğinizde kuş gözetleme kulelerine uğramayı ihmal etmeyin. Bu arada Orman Bakanlığı, bölgeyi resmi düzeyde “Yaban Hayatı Koruma Sahası” şeklinde tanımlıyor.
19. Almus Baraj Gölü

Sırada, “Başındaki Yazmayı Sarıya mı Boyadın?” isimli o meşhur Tokat türküsünde bahsi geçen Almus var. Almus ilçesine geldiğiniz zaman, buranın büyük baraj gölüne uğramayı ihmal etmeyin. Normal koşullarda bu göl, bir alabalık yetiştirme merkezi olarak değerlendiriliyor. Fakat göl çevresinin büyük bir ormanlık alana sahip olması sayesinde pek çok aile burada piknik yapabiliyor. Turistik bir destinasyon olmasından dolayı bölgede çok sayıda balık restoranı bulabilirsiniz. Bu arada göl zaman zaman su sporları için de değerlendirilebiliyor. Almus Baraj Gölü, 4 bin hektarlık bir alanı kapsıyor.
20. Topçam Yaylası

Tokat’ın tabiat güzelliklerine tanıklık etmek isterseniz, hem bölge halkının hem de şehir dışından gelen misafirlerin severek ziyaret ettiği Topçam Yaylasına yönelebilirsiniz. Denizden yaklaşık 1500 metre yükseklikte bulunan bu doğa harikası yayla, şehir merkezine 14 km uzaklıkta. Hem nefesinizi kesecek bir manzaraya tanıklık etmek hem de günlük yaşamın olağan stresinden biraz da ola uzaklaşmak için Topçam Yaylasına mutlaka bir şans vermelisiniz. Oksijen deposu olarak görülen ve yeşilin onlarca rengini bünyesinde taşıyan Topçam Yaylası, her sene ağustos ayında dopdolu bir şenlik organizasyonuna da ev sahipliği yapıyor.
21. Yeşilırmak (Hıdırlık) Köprüsü

Tokat’ın kuzey kısmında konumlanan Yeşilırmak Köprüsü, halk arasında Hıdırlık Köprüsü olarak da biliniyor. Selçuklular zamanında yapımına başlanan köprü büyük oranda güçlü kesme taşlardan oluşuyor. Genişliği 7 metre civarında olan Yeşilırmak Köprüsü, 150 metrelik bir uzunluğa sahip. Yapımında ise Hamid bin Ebu’l Kasım bin Ali el-Tusi’nin imzası görülüyor. 5 ihtişamlı kemere sahip olan Hıdırlık Köprüsü’nün yapımı 1250 senesinde tamamlanmış. Köprüye ait kitabe sorunsuz bir şekilde günümüze ulaşmış. Köprünün hemen batı tarafında yer alan kitabeyi detaylı şekilde inceleyebilirsiniz.
22. Tokat Mevlevihanesi

Mevleviliğin 13’üncü yüzyılda Tokat’ta yayılması adına Fahreddini Iraki’nin Mevlana tarafından görevlendirildiği biliniyor. Bu bölgede Mevleviliğin yayılması, Mevlevihane sayısının da artmasına yol açmış. Bunlardan biri olan Tokat Mevlevihanesi, Sultan III. Ahmed Döneminde inşa edilmiş. Sülün Mustafa Paşa tarafından 1638 senesinde inşa ettirilen bu tarihi mekân, varlığını tam anlamıyla koruyamamış. Son onarımı 19’uncu yüzyılda gerçekleşen Tokat Mevlevihanesi, Tokat şehir merkezinde konumlanıyor. Zengin mimari detaylara sahip olan Mevlevihane, toplamda 3000 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Bu arada Evliya Çelebi ”Seyahatname” adlı eserinde Tokat Mevlevihanesi’nden özgüyle söz ediyor.
23. Gök Medrese
Şehir merkezindeki Gaziosmanpaşa Bulvarı’nda konumlanan Gök Medrese, Taşhan’a da oldukça yakın. Gök Medrese ağırlıklı olarak el işçiliğinin damga vurduğu mimarisiyle ziyaretçilerde hayranlık duygusu uyandırıyor. Selçuklu Dönemi mimarisinden izler taşıyan medresenin son derece özgün bir kapı girişi bulunuyor. İnşa süreci 1277 senesine uzanan Gök Medrese’nin Müineddin Pervane Süleyman tarafından yaptırıldığı biliniyor. Revaklı bir forma sahip olan tarihi yapı toplamda 2 ayrı kattan meydana geliyor. Avlu kısmı açık olan Gök Medresede çini ve taş süslemeleri mutlaka yakından incelemelisiniz. Osmanlılar döneminde medrese şeklinde değerlendirilse de tarihsel süreç içerisinde burası şifahane olarak da kullanılmış.
24. Komana Antik Kenti
Şehrin en önemli Antik kentlerinden biri olarak gösterilen Komana Antik Kenti’nde Helenistik Dönem’in yansımalarına şahitlik edebilirsiniz. Tam olarak Gümenek bölgesinde konumlanan kent, Ana Tanrıça Ma adına inşa edilmiş. İnşa edildiği dönemde bölgenin en önemli ticaret merkezlerinden biri olmayı başaran Komana, özellikle Pontus ve Roma İmparatorluğu yıllarında en parlak zamanlarını geçirmiş. İlgili döneme ait sikkelerin üzerinde tapınaklara dair sınırlı da olsa belli tasvirlere rastlamak mümkün. Bu arada Ali Paşa Camii’nin temel kısmında yararlanılan bazı sütunların burada yer alan tapınağa ait olduğu düşünülüyor.
25. Burgaç Hatun Türbesi
Şehir merkezinde, Tokat Valiliği’ne yürüme mesafesinde olan Burgaç Hatun Türbesi, halk arasında Dudu Hatun Türbesi ya da Bibi Hatun Türbesi olarak da biliniyor. Günümüzde türbeye ait herhangi bir kitabe söz konusu olmadığı için inşa tarihine dair net bir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Fakat tahminler, türbenin 13’üncü yüzyılda inşa edildiği yönünde. Kapısı kuzey tarafta olan tarihi türbe, altıgen bir forma sahip. Yapımında ağırlıklı olarak tuğla ve taş malzemelerin kullanıldığı türbe, geçişli özelliğe sahip bir kubbe ile örtülmüş durumda. Kemerlerin belli bölümlerinde ise göz alıcı süs çömlekler bulunuyor.
Sizlere bir sonraki rota önerimiz ise Amasya. Amasya’da gezilecek yerler yazısına tıklayarak keşfetmeniz gereken yerleri öğrenebilirsiniz.
Kaynak: enuygun.com
Ziyaretçi Yorumları (0)
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!